Namını duyanlar bilir, Orbiszadelerden Victor reklamcıların piridir. Çok değil bundan 6 asır önce markanın harman olduğu yerde, tereciye tere satarak başladı bu işe.

Cenevizli bir ailenin biricik evladıydı. Evden ekmek almaya öyle bir çıktı ki o günden beri ebeveynleri kendisinden haber alamadı. Bir rivayete göre daha sonra Söğüt civarında görüldü. Küçük Victor, hüzünlü bir müzik eşliğinde soğuk su satıyordu.

Yaşı erdikçe pazarlama yetenekleri daha da açığa çıktı. Ağacından düşen olgun armutları, gezen tavukların yumurtalarını topladı, organik diye diye yüksek fiyata sattı. Birçok insan onun sayesinde atına gümüşten nal, arabasına da kış lastiği taktı.

Hayatı boyunca reklama hile hurda karıştırmadı. Sabah akşam çalıştı, vatandaşın talebini karşıladı. Söylemesi ayıp bu kadar arzın karşılığında iyi de kazandı. Maddi durumu elvermesine rağmen hep kirada yaşadı. Hiçbir zaman gözü malda mülkte olmadı.

Sanki yıllardır Fatih'in İstanbul'u fethetmesini bekliyormuş gibi fetihten sonra anında İstanbul'a taşındı. Boğaz'a nazır bir köşk tutup duvarları kırmızıya boyadı. Burası bir reklam ajansı dedi, kapıya tabelasını taktı. Bu panonun üstünde "Victor Orbis" yazılıydı.

Avrupa'daki Rönesans akımından en çok o etkilenmişti. İstanbul için Türk Roması derdi, başka da bir şey demezdi. Nereden duydu bilinmez hep Bellini diye bir ressamdan bahsederdi. Bir gün bu ressamın Fatih'in portresini yapacağını duydu ve resmen kendinden geçti.

Asırlar sonra, 2016 yılında bu portre Londra'daki National Gallery duvarlarında asılıydı. O sırada Birleşik Krallık'ta bulunan Cemil Cengiz, tabloyu sonunda yakından görmenin heyecanına kapıldı. Portrenin künyesindeki "Victor Orbis" adını okuduğunda yakında kuracağı reklam ajansının adı ortaya çıkmıştı.

Rönesans döneminin ünlü ressamı Bellini'nin Fatih Sultan Mehmet'i resmetmesinin ulvi bir anlamı vardı. Cihan Fatihi'nin amacı sadece topraklara değil kültüre, trendlere ve gündeme de hâkim olmaktı. Üstelik Doğu'nun kaynaklarını Batı'nın estetiğiyle buluşturmak bambaşka bir güzelliği ortaya çıkarmıştı. Victor Orbis, gelebilecek tüm eleştirilere rağmen hep özgün ve yeni olana yönelmenin adıydı.